11 Mayıs 2013 Cumartesi

BİR ANNELER GÜNÜ YAZISI

Anneler günü, kadınlar günü, sevgililer günü, doğum günü, yıl dönümleri gibi birçok özel gün hep kadınlar için,  hep kadınların mutlu edilmesi için var.
Ben bir erkek olarak bu günlerin içinde en çok Anneler Gününe özen gösterir, en çok o günü önemserim. Çünkü kadını kadın yapan anneliktir, anne olabilme yeteneğidir.
En azından bugün, annenizi, çocuklarınızın annesi sevgili eşinizi, çevrenizde size annelik yapmış kadınları, bütün anneleri mutlu edin, değer verin onlara, sizin için değerli olduklarını hissettirin.
Mesele hediye falan değildir öyle. Sıcak bir kucaklama, samimi bir öpücük, sabah erkenden hazırlanmış bir kahvaltı, bir demet kır çiçeği yeter de artar bu günü yaşamak için.
Ne yaparsanız yapın, içten, yürekten, samimi yapın. Bunu karşınızdakine de hissettirin. Ve anneler mutlu olsun ki, biz erkekler de mutlu olalım, çocuklarımız da mutlu olsun. Herkes mutlu olsun.

YABANCI KELİMELERE TÜRKÇE KARŞILIK 2

İskonto..................................................................... indirim
İce-tea ......................................................................buzlu çay
Jenerasyon................................................................. nesil
Jenerik ......................................................................tanıtım müziği
Kalitatif .....................................................................niteleyici
Kamuflaj ...................................................................gizleme
Kantitatif ...................................................................niteleyici
Kongre .....................................................................kurultay
Konsensus ................................................................uzlaşma
Kredibilite ................................................................güvenilirlik
Kümülatif .................................................................katlanmış
Laptop..................................................................... dizüstü
Leasing .....................................................................kiralama
Likidite .....................................................................akıcılık
Literatür ...................................................................edebiyat
Mantalite ..................................................................zihniyet
Maraton ...................................................................uzun koşu
Metafor ....................................................................mecaz
Misyon .....................................................................görev
Monopol ..................................................................tekel
Montaj ......................................................................kurgu
Moratoryum ..............................................................borç erteleme
Motive etmek............................................................ isteklendirmek
Mönü ........................................................................yemek listesi

10 Mayıs 2013 Cuma

KADINLARIN YARATTIĞI ERKEKLER


Her şeye rağmen kadınsız yapamıyor, kadınlarla beraber  yaşamak istiyoruz biz erkekler, peki neden?
Anne, sevgili, eş bizi biz yapan bütün canlılar dişi. Erkeği erkek yapan, ona sihirli elleriyle dokunup şekil veren, olgunlaştıran, çekip çeviren hep onlar. Kadınsız bir erkek tam bir erkek değildir, tamamlanamamıştır.
 Ne zaman ki hayatına bir kadın girer, işte evrimleşme o zaman başlar.Ne zaman ki bir kadın, erkeğine el atmaya başlar, erkek, çocukluktan, hayali dünyadan, gerçek hayata geçiş yapar. Neler yapabileceğinin, yeteneklerinin farkına varır.
Zübeyde Hanım olmadan Mustafa Kemal’i, Mevhibe Hanım olmadan İsmet İnönü’yü, Hürrem Sultan olmadan Kanuni Sultan Süleyman’ı düşünebilir misiniz? Mecnun’u Mecnun yapan Leyla’dır, Kerem’i Kerem yapan Aslı… Var mı aksini iddia edebilen.
Hayatınızdaki kadınlara iyi bakın, mutlu edin ki, onlar da sizi gerçek size dönüştürebilsin. Onları sevin, sayın ki, size gerçek sevgiyi, gerçek aşkı öğretsinler, onlara değer verin ki ; güçlerinin farkına varıp, sizi yeniden yaratsınlar…
Peki biz bu başımızın tatlı belalarıyla nasıl geçineceğiz? Bunu da daha sonra ayrıntılarıyla anlatacağım J

8 Mayıs 2013 Çarşamba

MEKTUP & SMS


Teknoloji,  günümüz dünyasında bize,  her konuda müthiş kolaylıklar sağlamakta, her türlü bilgiyi anında bulabilme fırsatı vermektedir. Artık 21.yüzyılda teknolojiyi inkar etmek ve teknolojiyi kullanmaksızın bişeyler yapabilmek imkansız hala gelmiştir.
Bununla beraber teknolojinin gelişmesi nedeniyle yüzlerce yıl hasretleri dindiren, uzakları yakın eden mektuplar, kartpostallar ortadan kalkmıştır. Maalesef bu güzel alışkanlıklarımız da artık tarih sahnesinde yerini almıştır.
Teknolojinin hangi özelliği, bir mektuptaki sıcaklığı, samimiyeti, hasreti ve özlemi yansıtabilir. Günlerce sabırla beklenilen samimi ve kalıcı mektupların yerini bugün ışık hızıyla alıcısına ulaşan kısa mesajlar(SMS), e-postalar almıştır.
Mektup yazan kişi saatlerce düşünür, en güzel el yazısıyla, en temiz kağıdına , en içten duygularını, hasretiyle, özlemiyle beraber yazar usanmaksızın. Belki de bir ömür saklanacağını bilir yazısının ve o duyguyla yazar. Ve aynı heyecanla bekler cevabı.
Kısa mesaj (SMS) ise mektubun aksine özensiz, aceleyle, duygulardan uzak bir dille -hatta artık ünlü harflerden bile uzak- yazılır ve kontrol etme ihtiyacı hissedilmeden gönderilir alıcıya, kimi zaman da yanlış alıcıya. Cevap için bekleme ihtiyacı dahi hissedilmez, anında gelir cevap.
Bugüne kadar yazmadıysanız kimseye eğer, mutlaka bir sevdiğinize yazın bir mektup ve yaşayın anlattıklarımı, o heyecanı ,o duygu yoğunluğunu, mutlaka ama mutlaka en azından bir kişiye yazın, bunu hak eden biri olmalı…
Hem teknoloji, hem bizi biz yapan değerlerimiz, kültürel özelliklerimiz, geleneklerimiz…


7 Mayıs 2013 Salı

ESKİ HIDIRELLEZ KUTLAMALARI

Hızır ve İlyas peygamberlerin buluştukları gün olarak kabul edilen Hıdırellez günü, 5 Mayıs gecesini 6 Mayıs gününe bağlayan gece kutlanırdı eski mahallelerde. Bir hafta önceden lastikler toplanmaya başlanır, mahallenin gençleri o gece için birbirleriyle sözleşir, büyük küçük herkes o gece gül ağacının altına ne resmi yapacağını düşünürdü. İnanılırdı ki, kim ne resmi yaparsa gül ağacının altına, Hızır peygamber onu gerçekleştirir. Ev isteyen güzel bir ev resmi, araba isteyen en afillisinden bir araba resmi, çocuklar daha ziyade bisiklet resmi çizerdi. Ve beklerlerdi bir yıl boyunca dilekleri gerçekleşsin diye. Hava kararmaya başladı mı, lastikler sokakların orta yerine çıkarılır, üst üste koyulur, ve gözü kara gençlerden biri ateşi yakardı. Ve ilk olarak kendi atlardı yanan lastiklerin üzerinden. Bütün mahalle, kadın erkek, genç yaşlı herkes atlardı, lastiklerin üzerinden, dilek de tutarlardı atlarlerken. Ve sıra gelirdi eğlenmeye, darbuka çalmayı bilen biri- mutlaka olurdu her mahallede- başlardı darbukasıyla çalmaya, o çaldıkça bütün mahalle kendinden geçer, neşeyle oynarlardı sabaha kadar, şarkılar söylenirdi hep bir ağızdan. Ne bir kavga olurdu, ne gürültü, ne yan gözle bakan olurdu komşu kızına, herkes kardeşçesine...
İşte böyleydi eski mahallelerde yaşam, işte böyleydi hıdırellez. Ne bilgisayarımız vardı evde, ne akıllı telefonumuz elimizde. Ama muhabbettin, paylaşımın, eğlencenin tadı da bir başkaydı. Çok başka.....

6 Mayıs 2013 Pazartesi

YABANCI KELİMELERE TÜRKÇE KARŞILIK

Angaje olmak ........................bağlanmak
Animasyon.......................... .canlandırma
Antre....................................giriş
Aroma .................................hoş koku
Asist....................................yardım
Asparagas............................şişirme haber
Background..........................geçmiş
Bestseller.............................çok satar
Bilboard...............................duyuyu tahtası
Brifing.................................bilgilendirme
By-pass................................damar aktarma
Charter.................................dolmuş uçak
Defansif...............................savunmaya dayalı
Dejenerasyon........................yozlaşma
Dekoder...............................çözücü
Departman............................bölüm
Dizayn..................................tasarım
Dublaj...................................seslendirme
Ekarte etmek.........................saf dışı bırakmak
Ekoloji..................................çevre bilimi
Ekstre..................................özet
Misyon................................sürüm
Entegre................................bütünleşmiş
First lady..............................baş hanımefendi
Fizibilite................................uygulanabilirlik
Fundamentalist......................köktendinci
Global...................................küresel
Handikap...............................engel
Hijyenik.................................sağlığa uygun

DEVAM EDECEK :)

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Savaşmadan Kazanmak (Josef KIRSCHNER)


Savaşmadan kazanmanın bir takım kurallarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz ;

-Rakibini yenmek istiyorsan, önce kendini yenmelisin.
-Savaşı kazanmak için her zaman mutlaka bir alternatifin bulunmalıdır.
-Oyunda kendinizin hakemliğini yine kendiniz üstlenmelisiniz.
-Yenilgiye mazeret aramamalısın.
-Oyunda hangi kuralları kullanırsan kullan sadece tek şansın olduğunu unutmamalısın.
-Zafer kazananların bile yenilebileceği unutulmamalıdır. Yenilgiler korkutmamalı, aksine motive ettirici unsur olarak görülmelidir. Galip gelmenin önemli üç saldırı unsuru: savaşma gücü, kazanma iradesi ve yeterli yedek kuvvetlerdir. Yukarıda açıklanmış olan beş kuraldan anlaşılacağı gibi hayatımız koskoca bir oyundan ibarettir. Bizler de bu oyunun birer parçası olduğumuzu unutmamalıyız.
"Savaşmadan kazanmak'' demek, tehdit ve yaptırım oklarına hedef tahtası olmamak demektir.
"Savaşmadan kazanmak" demek, hedef tahtasından uzaklaşıp; zehirli okların boşluğa doğru uçmasını sağlamak demektir.
Çoğumuz, yüksek sesle konuşarak kendimizi fark ettireceğimizi zannederiz, ancak yüksek sesle konuşmakla kazanmanın hiçbir ilgisi yoktur. Kazanmak için zafer anı gelinceye kadar sessizliği korumak, zafer anı gelince de harekete geçmek gerekir.
Her bireyin elde etmesi gereken önemli zaferleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
1. "Mutlaka kazanmalıyım" düşüncesini yenin; bunun için iç disiplin anlayışı içerisinde bulunulmalı; her oyuncu kendi şahsına uyum gösterecek doğru zaman, yer ve koşullar yakaladıktan sonra harekete geçmelidir.
2. Kendinize güvenmeyi öğrenin: Hayatları boyunca diğer insanları aşağılayan, kendini yüceltmeye çalışan insanlar vardır. Birçokları bozguna uğradıklarında kolaya kaçar. Güç kazanıp kendilerini geliştirmektense , göstermelik ve sahte başarılara sığınırlar. Amaçları çevredekilerine , yenilmediklerini ispat etmektir. Yaşadığımız dünyada bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce kendi kişiliğimizde bazı şeyleri değiştirmeyi başarmalıyız. Bu da başaracağım inancıyla başlar.
3. "Suç işle; af dile " prensibine boyun eğmeyin : "Önce günahı işle; sonra af dile" felsefesini benimseyenler, kaybedecekleri önceden belli olan bir savaşa atılmış olurlar.
4. "Olabilecek en kötü şey" korkusunu yenin : Başına gelebilecek en kötü olayı korkuyla bekleyerek yaşayan bir kimse, bu korkusunu yenmeyi başardığı takdirde, hiçbir şey onu korkutamayacaktır. Savaşmadan kazanmak bir anlamda ölümle dost olmak demektir.
Savaşmadan kazanmak için; ya çevreye uyum sağlayacak şekilde kendinizi hazırlarsınız ya da başkalarının yapılarını, değer yargılarını boş verir; kendi kendinizi keşfetmeye çalışırsınız. Hayatınızın geri kalanında size en çok zevk vereceklerle uğraşırsınız.
Sonuç olarak kendimize ulaşan yolu takip ederken, hayatımıza anlam katacak olan potansiyel güçleri araştırmalıyız.

MOTİVASYON




Toplum olarak, en büyük sorunlarımızdan biri de motivasyon -isteklendirme daha hoş geliyor kulağıma-  konusudur. İnsanlarımız mutlaka birileri tarafından takdir edilmek, yaptığı iş karşılığında güzel sözler duymak, ödüllendirilmek istemektedir.Tabii ki bunları hak edenler,haklarını isteme özgürlüğüne sahiptirler.Bir süre sonra aradığını bulamayan kişinin verimliliği düşmekte ve başarıdaki payı azalmaktadır. Şunu kabul etmeliyiz ki ülkemizde bu konuda-isteklendirme konusunda-çok büyük eksiklerimiz vardır. Gerek okullarımızda,gerek kamu sektöründe bu konunun eksikliği büyük ölçüde göze çarpmaktadır. Değerli profesörlerimizin ve bilim adamlarımızın birçoğunun yurt dışında hizmet vermesi iyi bir örnek olabilir, diye düşünüyorum. Bu değerli insanlar kendilerine hak edilen değerin verilmediğini,yeterli isteklendirmenin olmadığını belirterek bu yola başvurmuşlardır...
Sorun ortada... Çözümü tartışıyoruz... Madem dışsal motive yok, o halde içsel motive ile başlayalım bu işe. Yaptığımız işin zevkine varalım, işi başarmanın verdiği mutluluğu yaşayalım, yöneticilerin maddi, manevi motivasyonlarına muhtaç kalmayalım, bu işi kendimiz halledelim. Kendi kendinize "Güzel bir iş çıkardım." diyebilmeniz, sizin için yeterli olsun.

OKUYUNUZ

1.OKUYUNUZ.

2.ÖĞRENMEK İÇİN OKUYUNUZ.

3.FARKLI OLMAK İÇİN OKUYUNUZ.

4.SAYGIN OLMAK İÇİN OKUYUNUZ.

5.MUTLU OLDUĞUNUZDA OKUYUNUZ.

6.MUTSUZ VEYA ÖFKELİYKEN DE OKUYUNUZ.

7.SEVDİĞİNİZ KONULARI OKUYUNUZ.

8.SEVMEDİĞİNİZ KONULARI DA OKUYUNUZ.

9.NE BULURSANIZ OKUYUNUZ.

10.OKUYUNUZ...

Not Alma Teknikleri (Renee&Jean Simonet)

Gecenin yaratılıcılık için en uygun zaman olduğu iddia ediliyor.

"R.L.Stevenson,J.B.Priestley gibi yazarlar yapıtlarının düğüm noktalarını düşlerinde ayrıntılandırmışlardır.

Cannon ve Poincare uyumadan yatağa uzandıklarında akıllarına çok parlak düşüncelerin geldiğinden söz ederler.

Jean Guitton Barres'in uykusuzluk anlarını nasıl geçirdiğini şöyle anlatıyor:
'Yatağının başında duran masasına uzanır.Eline bir kağıt ve kalem alır ve sabah uyandığında anlamakta oldukça zorluk çekeceği bir şekilde karanlıkta yazılar yazardı.'

Descartes buluşlarını sabah uyanır uyanmaz yatağında yapıyorken,Walter Scot uyanmasına yarım saat kala uyku ile uyanma arasında tutkularını dile getiriyordu..."

Not Alma Teknikleri(Renee&Jean Simonet) isimli bir kitapta okudum ve sizlerle paylaşmak istedim...
Saygılar...

ZAMAN YÖNETİMİ (RAY JOSEPH)


Özel ve iş hayatımızda başarılı olmak için zamanı nasıl verimli kullanabiliriz? Bunun için çeşitli tavsiyeler içeren Ray Joseph'in yazmış olduğu bu kitap, 6 bölümde zamanı nasıl kullanacağımızı ve zaman yönetimini nasıl yapacağımızı anlatmaktadır.

"Az Bulunan Bir Kaynak: Zaman" ismini verebileceğimiz 1' nci bölümde, hepimizin sahip olduğu zamanın aynı olduğu, ama bunun pek az insan için yeterli olduğu, öyleyse sorunun zamanda değil bizde olduğu, yani sorunun ne kadar vaktimiz olduğunda değil, sahip olduğumuz süre içinde neler yaptığımızda olduğu anlatılmıştır. Ayrıca, zamanı nasıl harcayabileceğimize kendimizin karar verebileceği, tıpkı öteki kaynaklar gibi zamanı da etkili biçimde değerlendirebilir veya boşa harcayabilir bir kaynak olarak düşünülebileceği bu kitapta yazar ve danışman Drucker tarafından şu sözleri ile açıkça ortaya konmaktadır : "Zaman en az bulunan kaynaktır. Eğer doğru yönetilmiyorsa, hiçbir şey yönetilmiş sayılmaz." Buradan şu değerlendirmeye ulaşılıyor: Aslında insan zamanı yönetmez, yönetemez! Çünkü, akrep ile yelkovanın hareketi bizim yönetimimizin dışındadır. Bunlar, durmaksızın hareketlerini devam ettirirler ve zaman daha önceden kararlaştırılmış bir hızla akıp gider. Önemli olan husus, zamanı yönetmek değil, kendimizi zaman içerisinde yönetebilmektir.

"Kendimizi Yönetebilme" olarak adlandırabileceğimiz 2 nci bölümde, zaman yönetiminde asıl geçerli olanın, insanın kendi kendisini yönetmesi olduğu, bunun için de zaman içerisinde kendisine yol gösterecek aracın bir zaman programlama çizelgesi olduğu, yani, sabah yataktan kalkışı dahil, akşam o yatağa tekrar girene kadar yapacağı ve hatta karşılaşabileceği tüm hususların yer aldığı bir zaman çizelgesi yapması gerektiği anlatılmıştır. Bir yönetici kendisine zaman kaybettirdiğini düşündüğü alışkanlıklarından vazgeçmek için, yani, zamanı doğru olarak yönetmek için bir zaman çizelgesine şu basit kuralları sıralamış :

1. İşleri sürüncemeye bırakan nedenleri tespit edip, her bulduğun nedeni bertaraf et.
2. İşleri önem sırasına göre düzenle ve problemleri sırayla hallet.
3. Kendine zaman sınırı koyma.
4. Zor problemlerden kaçınma.
5. Emin olana kadar erteleme huyundan vazgeç. Mükemmelliği ara.

"Planlama" olarak isimlendirebileceğimiz 3' ncü bölümde, Victor Hugo'dan alınan şu alıntı, planlamanın zaman yönetiminde oynadığı rolü çok güzel anlatmaktadır :" Her sabah o günün işlerini planlayan ve bu plana uyanlar, yoğun bir günün labirenti arasında kendilerine bir yol bulup geçmiş olurlar. Ama bir plan yapılmadan zamanın düzenlenmesi sadece şansa bırakıldığında kaos yavaş yavaş egemenliğini kurar." Planlama; nereye gitmek istediğini ve oraya nasıl ulaşacağını mantıklı bir biçimde önceden kararlaştırmaktır. Ayrıca, bu bölümde insan doğasının planlama kavramı ile bağdaşmadığı, ancak planlama yapmadan da aceleye getirilen bir işten istenen verimin alınamayacağı anlatılmıştır.

"Kendimizi ve İşlerimizi Düzenleme" olarak isimlendirebileceğimiz 4' ncü bölümde, yöneticinin verimini artırabilmek için kendisinin çalışmasını engelleyecek sesleri asgari düzeyde tutacak şekilde denetim altına alması, bir başka deyişle düzenlemesi gerektiği, çalışma ortamında kendisini rahatsız eden fiziki etkenleri de (rahatsız eden koltuklar, loş ışıklar,...gibi) denetim altına alması, ayrıca zaman yönetimini okuması gereken dosyalar, notlar için aşağıdaki unsurları yerine getirdiği takdirde düzenleyebileceği anlatılmıştır :

1. Her satırı okurken başınızı soldan sağa çevirmeyin,
2. Sözcükleri okurken ağzınızı oynatmayın, yüksek sesle söylemeyin,
3. Tekrar tekrar okumayın,
4. Okuma açınızı sözcük gruplarına genişletin,
5. Kitabı okurken, içindekiler bölümüne göz atmayı unutmayın,
6. Yazarı ve üslubunu tanımaya çalışın

"Çalışmamızı Aksatan Dış Etkenler" olarak adlandırabileceğimiz 5'nci bölümde, çalışma yaparken hata oranımızı asgari seviyede tutmak için bizi engelleyebileceğini düşündüğümüz dış etkenleri ve bunları zamanı boşa harcamadan nasıl bertaraf edebileceğimiz anlatılmıştır. Örneğin, ziyaretçiler için, bir randevu saati planlamasının olması, ziyaret saatinin sınırlı olması; yönetici mutlaka telefona hükmetmeli, onun kölesi olmamalıdır, bir sekreter en uygun çözümlerden birisidir; toplantıların sonuçlarının kısa zamanda hayata geçirilmesi, toplantıların verimli birer uygulama olmasında en önemli etkenlerden birisidir.

Sonuç olarak 6' ncı bölümde, karar vermenin zaman yönetiminde en güçlü silah olduğu, bu silahın ne kadar doğru kullanılırsa o kadar etkin olacağı Charles Flory'nin " En büyük zaman **ı, kararsızlıktır " sözüyle açıkça belirtilmiştir. Yazarın kitabı, okuyanlarda her zaman kullandıkları, ama bu kitabı okuduktan sonra bir daha kullanmıyacakları bir sözcük grubuyla ilgili iddiasıyla sona eriyor. "Eğer zamanım olsaydı........"

3 Mayıs 2013 Cuma

YAŞ 1


YAŞ 1..........Ağladığım zaman etrafımda bir kalabalık olduğunu farkettim.

YAŞ 3..........Evin içinde dolaşan şu erkeğin en büyük rakibim olduğunu keşfettim.

YAŞ 5...........Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.

YAŞ 7...........Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.

YAŞ 12..........Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.

YAŞ 13...........Annemle babamın el ele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.

YAŞ 15...........Bazan hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.

YAŞ 18...........İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim

YAŞ 24............Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.

YAŞ 33............Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.

YAŞ 36............Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil, benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.

YAŞ 38............Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.

YAŞ 41.............Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.

YAŞ 44..............Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim.

YAŞ 46..............Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.

YAŞ 49..............Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.

YAŞ 50..............Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olduğunu öğrendim.

YAŞ 53..............İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.

YAŞ 55...............Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 64...............Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.

YAŞ 70..............İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.

YAŞ 82..............Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına başağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 90..............Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.

YAŞ 95.............Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.

Oğlumun Öğretmenine



Öğrenmesi gerekli, biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.
Fakat şunu da öğret ona; her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır.
Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona.
Zaman alacak biliyorum. Fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların bulunan beşinden daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını.
Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı. Gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği.
Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
Kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.
Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona.
Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma.
Tüm insanları dinlemesini öğret ona. Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Göz yaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret.
Ona nazik davran, fakat onu kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır.
Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun. Bırak cesur olacak kadar sabrı olsun.
Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.
Bu büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsen bir bak bakalım.
O, ne kadar iyi, küçük bir insan.
Oğlum.

Abraham Lincoln
(Oğlunun öğretmenine yazdığı mektup)

2 Mayıs 2013 Perşembe

İYİ YAŞAM KILAVUZU




· İnsanlara beklediklerinden fazlasını verirken bunu gönülden yapın.
· Her duyduğunuza inanmayın.
· Bütün paranızı harcamayın.
· Her arzuladığınızla beraber olmaya kalkmayın.
· "Seni seviyorum" dediğinizde içten ve yürekten olsun.
· "Özür dilerim" dediğinizde karşınızdakinin gözünün içine bakın.
· Evlenmeden evvel 6 ay mutlaka deneme süreci yaşayın.
· İlk bakışta aşka inanın.
· Kimsenin hayallerine gülmeyin.
· Sevince tam ve derinden sevin. Sonuçta kalbiniz kırılabilir ama hayatı gerçek anlamda yaşamanın başka çaresi yoktur.
· Tartışma her zaman olur, yeter ki işi küfürlü kavgaya çevirmeyin.
· İnsanları değerlendirirken akrabalarını bir kenara koymayı bilin.
· Hızlı düşünüp yavaş konuşun.
· İnsanlar, cevabını vermek istemediğiniz bir soru sorduklarında gülümseyin ve "Neden bilmek istiyorsun?" diye siz sorun.
· Büyük aşklar ve büyük başarılar için, büyük riskleri göze almak gerekebilir.
· Annenizi ihmal etmeyin.
· Biri hapşırdığında "çok yaşa" demeyi unutmayın.
· Kayıpları, kazanılmış derslere dönüştürün.
· 3 S kuralını hatırınızdan çıkarmayın: Sev, Sevil, Sorumlu ol.
· Küçük kırgınlıkların, büyük dostlukları bitirmesine izin vermeyin.
· Hatayı hissettiğiniz anda durmasını bilin ve hemen düzeltmek için çaba gösterin.
· Telefona cevap verirken gülümseyin. Karşı taraf sesinizdeki mutluluğu duyacaktır.
· Konuşmaktan keyif aldığınız biriyle evlenin.
· Ara sıra yalnız kalın ve kendinize vakit ayırın.
· Değişime hep açık olun. Ancak değerlerinizi unutmayın.
· Bazen en iyi cevap, cevap vermemektir. Bunu hatırlayın.
· Daha çok kitap okuyup, daha az TV izleyin.
· İyi ve dürüst bir hayat yaşayın. Yaşlanıp geriye baktığınızda keyfiniz kaçmasın.
· Allah’ın ipine sarılın ama arabayı da kilitlemeden bırakmayın.
· Sakin bir ev hayatı ortamı yaratabilmek için elinizden gelen her şeyi yapın.
· Sevdiklerinizle münakaşa edecek olursanız sadece o günün konusunu tartışın. Eski dosyaları açmayın.
· Satır arası mesajları algılamayı öğrenin.
· Bilgeliğinizi paylaşın. Bu "efsane" olmaya giden yoldur.
· Tabiat Ana’ya karşı nazik olun.
· Dua edin! Muhteşem bir güç olduğunu göreceksiniz.
· Karşınızdakinin sözünü kesmeyin. Hele sizi övüyorsa asla!
· Başkasının işine burnunuzu sokmayın.
· Öpüşürken gözü açık kalan sevgiliden şüphe edin.
· Yılda en az bir kere, daha önce hiç gitmediğiniz bir yeri görün.
· Çok paranız varsa yoksullara yardım edin. Zenginliğin en güzel tarafı budur.
· Bazen istediğinizin olmaması ihtimali vardır. Bunu unutmayın.
· Önce bütün kuralları bilin. Sonra iki tanesini çiğneyebilirsiniz.
· En güzel ilişkilerde karşılıklı aşk, karşılıklı ihtiyaçtan üstündür.
· Başarınızı, ona ulaşmak için neler kaybettiğinizle ölçün.
· Karakteriniz bir anlamda alın yazınızdır, ona göre.


HAYATIN 40 ALTIN KURALI


                                   
1) UCUZ ARABA KULLAN AMA, ALABİLECEĞİN EN GÜZEL EVİ AL.
2) ADAM GİBİ ÜÇ FIKRA ÖĞREN.
3) SEVİNÇLERİNİ SAKIN ERTELEME.
4) EŞİNİ ÇOK İYİ SEÇ. ÇÜNKÜ BU SEÇİM MUTLULUĞUNUN VEYA BEDBAHTLIĞININ % 90’ INI OLUŞTURUR.
5) HER GÜN 30 DAKİKA YÜRÜYÜŞ YAP.
6) HER YEMEKTEN ÖNCE ŞÜKRET.
7) BİR ARKADAŞININ SIRRINI AÇIKLAMADAN ÖNCE İKİ KERE DÜŞÜN.
8 ) MAAŞ ÇEKİNİ İMZALAYAN KİŞİLERİ ASLA ELEŞTİRME.
9) KAYBEDECEK ŞEYLERİ OLMAYAN İNSANLARDAN KORK.
10) GÖZÜNÜN ÖNÜNDE HEP GÜZEL ŞEYLER BULUNDUR.
11) ÇOCUKLARIN, ADET KELİMESİNİ DUYDUKLARINDA SENİ HATIRLAYACAK ŞEKİLDE YAŞA.
12) DİNİNE AİT KİTABİ TAM ANLAMIYLA OKUMAK İÇİN KENDİNE BİR YIL SÜRE TANI.
13) KENDİNİ VE BAŞKALARINI AFFETMESİNİ BİL.
14) İLK YARDIMI ÖĞREN.
15) BİRİ SENİ KUCAKLADIĞINDA İLK BIRAKAN SEN OLMA.
16) HER GÜN ALTI BARDAK SUYUNU İÇMEYİ UNUTMA.
17) SENİ SEVEN İNSANLARI KORU.
18 ) ZORDA OLSA AİLENLE TATİL YAPMAK İÇİN HER ŞEYİ DENE. BU TATİLDEKİ ANLAR, HAYATININ EN DEĞERLİ ANLARINDAN BİRİ OLACAK.
19) KENDİNE YAPILMASI İSTEMEDİĞİN HİÇBİR ŞEYİ BAŞKALARINA YAPMA.
20) BAŞARIYA, İÇ HUZURA KAVUŞTUĞUN, SAĞLIKLI OLDUĞUN VE SEVİLDİĞİN ZAMANI DEĞERLENDİR.
21) BAŞARILI VE İYİ BİR EVLİLİĞİN İKİ ŞEYE BAĞLI OLDUĞUNU UNUTMA.
A) DOĞRU İNSANİ BULMAK.
DOĞRU İNSAN OLMAK.
22) EBEVEYNLERİNİ, EŞİNİ VE ÇOCUKLARINI ELEŞTİRMEK İSTEDİĞİN ZAMAN DİLİNİ ISIR.
23) SEVİMSİZ OLMAYACAK ŞEKİLDE AYRI FİKİRDE OLMAYI ÖĞREN.
24) CESARETLİ OL, HAYATINA GERİ BAKTIĞINDA YAPTIKLARIN İÇİN DEĞİL YAPMADIKLARIN İÇİN ÜZÜLECEKSİN.
25) ÇOK MÜKEMMEL BULDUĞUN BİR FİKRİ BAŞKASININ ENGELLEMESİNE İZİN VERME.
26) KEYİFSİZLİKLERİNİ AÇIĞA VURMA.
27) NASIL BİR DUYGU OLDUĞUN ÖĞRENMEK İÇİN 24 SAAT KİMSEYİ VE BİR ŞEYİ ELEŞTİRME.
28 ) EVLİLİĞİNİ GÜZELLEŞTİRMEK İÇİN HER GÜN BİR ŞEYLER YAP.
29) İYİLİK DOLU BİR SÖZÜ VE İYİLİĞİN ETKİSİNİ ASLA KÜÇÜMSEME.
30) ÇOCUKLARIN HAKKINDA BAŞKALARINA İYİ BİR ŞEYLER SÖYLERKEN, BIRAK ONLARDA DUYSUN.
31) GÜÇ, SAHİP OLDUĞUN MALLARLA ILGILI DEĞİLDİR. UNUTMA.
32) ÇOCUKLARINI ANLAMAYA ÇALIŞ, YARGILAMAYA DEĞİL.
33) KALEM VE NOT DEFTERİNİ DAİMA YANINDA TAŞI.
34) ZAMAN VE KELİMELERİ BOŞ YERE HARCAMA. İKİSİ DE ÇOK DEĞERLİ.
35) İNSANLARIN YAPTIKLARI OLUMSUZ ŞEYLERİ DEĞİL, İLERİDE YAPACAKLARINI DÜŞÜN.
36) SENDEN AZ YA DA ÇOK PARASI OLANLARLA, PARAN HAKKINDA KONUŞMA.
37) BİR ŞEYİ ELDE ETMEK ÇOK ÇABA SARF ETTİYSEN, TADINI ÇIKARMAK İÇİN ZAMAN AYIR.
38 ) BİRİSİNİN KAHRAMANI OL.
39) NEYİ VE KİMİ DESTEKLEDİĞİNİ İNSANLARA SÖYLE.
40) SADECE AŞK İÇİN EVLEN.