Hızır ve İlyas peygamberlerin buluştukları gün olarak kabul edilen Hıdırellez günü, 5 Mayıs gecesini 6 Mayıs gününe bağlayan gece kutlanırdı eski mahallelerde. Bir hafta önceden lastikler toplanmaya başlanır, mahallenin gençleri o gece için birbirleriyle sözleşir, büyük küçük herkes o gece gül ağacının altına ne resmi yapacağını düşünürdü. İnanılırdı ki, kim ne resmi yaparsa gül ağacının altına, Hızır peygamber onu gerçekleştirir. Ev isteyen güzel bir ev resmi, araba isteyen en afillisinden bir araba resmi, çocuklar daha ziyade bisiklet resmi çizerdi. Ve beklerlerdi bir yıl boyunca dilekleri gerçekleşsin diye. Hava kararmaya başladı mı, lastikler sokakların orta yerine çıkarılır, üst üste koyulur, ve gözü kara gençlerden biri ateşi yakardı. Ve ilk olarak kendi atlardı yanan lastiklerin üzerinden. Bütün mahalle, kadın erkek, genç yaşlı herkes atlardı, lastiklerin üzerinden, dilek de tutarlardı atlarlerken. Ve sıra gelirdi eğlenmeye, darbuka çalmayı bilen biri- mutlaka olurdu her mahallede- başlardı darbukasıyla çalmaya, o çaldıkça bütün mahalle kendinden geçer, neşeyle oynarlardı sabaha kadar, şarkılar söylenirdi hep bir ağızdan. Ne bir kavga olurdu, ne gürültü, ne yan gözle bakan olurdu komşu kızına, herkes kardeşçesine...
İşte böyleydi eski mahallelerde yaşam, işte böyleydi hıdırellez. Ne bilgisayarımız vardı evde, ne akıllı telefonumuz elimizde. Ama muhabbettin, paylaşımın, eğlencenin tadı da bir başkaydı. Çok başka.....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder